Son günlerde döviz kurundaki artış şirketleri tedirgin etmekte.Bu yüzden şirketin ortaktan döviz cinsinden borç alması konusuna biraz değinmek istiyorum.Ortağın TL cinsinden borç vermesi durumunda enflasyon oranındaki değişim, belli bir süre sonra bu alacağın faizsiz geri alınması koşulunda ortağın ciddi maddi zarara uğramasına yol açıyor. Enflasyon kaybını gidermek için ortak faizle borç verecek oluyor ki bu durumda da iki tarafı da riskler bekliyor. Şirket ortağının belli bir faiz karşılığında şirkete uzun süreli borç vermesi durumunda borcun öz sermayeye oranının emsal şirketlerden fazla olması söz konusu olursa ‘Örtülü Sermaye’ riski bulunuyor. Aldığı borçtan dolayı ortağına faiz ödeyen şirket de ‘Örtülü Kazanç’ riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Tüm bunlar söz konusu olunca şirketler ve ortaklar TL’nin verebileceği bu zararlardan kurtulmak için döviz cinsinden borç veriyor. Bu durumda ise yüksek enflasyondan kur farkı sorunu ortaya çıkıyor. Borcun alındığı tarih ile ödeneceği tarih arasındaki kur farkını şirketin gider yazıp yazamayacağı, ortağın kur farkı geliri elde edip edemeyeceği noktasında vergi uygulamaları açısından türlü kaygılara mahal veriyor.
Şirkete borç veren ortağın borcu döviz cinsinden vermesi halinde borcu verdiği tarih ile borcu tahsil ettiği tarih arasında yaşanan kur farkının gelir olarak nitelendirilmesi mümkün değil. Çünkü ortağımız borç verdiği miktarda dövizi geri almakta yani döviz miktarında bir artış meydana gelmemekte. Bir diğer deyişle ortağın dolarında bir artış olmamakta. Artış dolar-TL’nin birbiri karşısında meydana gelen, yüksek enflasyon kaynaklı reel olmayan bir artıştır. Ortak herhangi bir gelir elde etmediği halde döviz kurunda meydana gelen artıştan , gelir elde ettiğinden bahisle vergilendirilmemelidir.

Peki bu borç ödenirken kur farkı artışı şirket tarafından gider olarak yazılabilir mi ?

Şirketin ortağından ya da üçüncü kişiden aldığı döviz cinsinden borcu öderken kur farkının gider yazılıp yazılamayacağı şirket açısından çok önemli bir konu.Kurumlar Vergisi Kanunu örtülü sermaye niteliğindeki borçlanmalara ödenen faizlerin gider yazılamayacağını açıkça belirtmekte lakin kur farkının gider yazılamayacağına dair bir hüküm bulunmamakta. Ayrıca şirket bankadan döviz kredisi aldığında hem faize hem kur farkına katlanıp bunları gider olarak yazabilmekte. O zaman ortaktan faizsiz alınan borcun faizsiz olarak ödenmesine katlanıldığı ve bankadan daha avantajlı olduğu açıkça ortada olduğu halde kur farkının gider olarak yazılamaması ticari hayatın akışına ve vergilendirme ilkelerine aykırı olur. Başka neler gider yazılabilir?

Bu içeriği paylaş:

Posted by İlayda Döldöş

Herkesin 'başka' olduğuna inanıp hep 'en başka' olmak çabasındayım.

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir