E-ticaret; mal ve hizmetlerin telekomünikasyon araçlarının kullanılması ile satıcı ve alıcı arasındaki hizmet değiş tokuşunun, dağıtımının ve ödemelerinin yapılması olarak ifade edilebilir. İnternetin hayatımızın her alanına dâhil olması ve erişim kolaylığı sağlaması ile ilişkili olarak e-ticaret hacmi de genişlemiştir. İnsanların artık alışveriş merkezlerine gitmek yerine, tabiri caizse “bir tık ötede” yer alan ürünü satın almaya yöneldiği bilinmektedir. E ticaretin bu kadar yaygınlaşması, hâlihazırda ticaret yapanlarla birlikte ticarî hayata yeni adım atacak olanlara da cazip gelmektedir. İlk yıllarından itibaren, özellikle uluslararası ekonomi örgütleri çerçevesinde, daha sonra ülkeler nezdinde çeşitli vergi düzenlemeleriyle e-ticarette vergi konusu gündeme gelmiştir. Bunun dışında, ülke içerisinde ticaret ve vergi kanunları bakımından da yükümlülüklerin söz konusu olacağı aşikârdır.

E ticaret, ortaya çıktığı ilk yıllarda yalnızca büyük şirketler tarafından kullanılan bir uygulamayken, günümüzde bu kadar yaygın ve kolay hale gelmesiyle şirketleri ve girişimcileri bu alana yöneltmesi, beraberinde belli yükümlülükler de getirmektedir. Burada ayrımı şu şekilde yapmak gerekecektir: Hâlihazırda kurulmuş ve ticarî faaliyetini sürdüren şirketler ve de ticarî hayata yeni başlayanlar. Halihazırda bir ticarî faaliyet sürdürülüyorsa; bununla birlikte e-ticaret olarak da satış yapma amacı güdülüyor ise burada vergisel açıdan bir sorun bulunmayacaktır. Çünkü yürütülen bir iş ve buna bağlı olarak yerine getirilen vergisel yükümlülükler mevcuttur. Örneğin; herkesin yaygın şekilde alışveriş yaptığı e-ticaret şekli ile satış yapan firmalardan kargo ile birlikte fatura vs. gelmesi, bu yükümlülüklerin yerine getirildiğinin bir göstergesidir.

Ticarî hayata yeni başlayanlar, hatta bu girişimlerini direkt olarak e-ticaret üzerinden yapmak isteyenler için ise -hususi olarak- vergisel yükümlülükleri açıklamakta fayda olacaktır. Bilindiği üzere, şahıs olarak yahut kurumsal olarak (tüzel kişilik) ticarî faaliyetler yürütülebilmektedir. Şahıs olarak yürütülen faaliyetlerde “Gelir Vergisi”nden, kurumsal olarak yürütülen faaliyetlerde ise “Kurumlar Vergisi”nden söz edilmesi gerekecektir. Gelir vergisi, gerçek kişilerin bir takvim yılı içerisindeki kazançları ve iratlarının (gelirlerinin) safi tutarı üzerinden alınan vergidir. Kurumlar vergisi ise; sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, iş ortaklıkları, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler ve yabancı devletlere ait şirket veya kooperatif olmayan fakat ticarî, sınaî amaç güden kuruluşların kazançları üzerinden alınan vergidir.

İlk adımını e-ticaret yaparak atmak isteyenleri ele aldığımızda gelir vergisinden bahsetmek daha makul olacaktır. Gelir vergisinde esnaf muafiyeti gibi çeşitli muafiyetlerle birlikte, halen güncelliğini yitirmeyen genç girişimcilere istisna gibi vergi istisnaları bulunmaktadır. Ayrıca gelir vergisinde gerçek usul ile basit usul gelir vergisine tabi olma farklılığı da bulunmaktadır. Gelir Vergisi Kanunu’nun 46, 47 ve 48. maddelerinde yer alan basit usulün özel ve genel şartları değerlendirilerek, hangi usule tabi olunduğunun belirlenmesi ve buna göre vergi mükellefiyeti oluşturulması gerekmektedir.

İnternet ve bilişimin tek taraflı olarak insanlara yansıması söz konusu değildir. İnsan ile birlikte devlet organlarının, resmî kurumların da gelişmelerden faydalanarak geliştirdiği sistemler bulunmaktadır. Bu gelişmelerle de çeşitli denetimleri daha kolay ve kısa sürede sonuca bağladıkları göz ardı edilmemelidir. Konumuz itibariyle de, mükellefiyet kaydı yaptırmaksızın satış yaparak kazanç sağlayanların Maliye tarafından hesap hareketleri yoluyla tespit edilebileceğini söyleyebiliriz. Bu halde, Maliye tarafından mükellef olmadığı tespit edilen e-ticaretten kazanç sağlayan kişilere, geçmişe yönelik olarak vergi ve vergi cezaları kesilmesi kaçınılmaz olacaktır.

Vergi mükellefiyet kaydı, gerçek kişi yahut tüzel kişi mükellefiyet kaydı istemi ile vergi dairesine (kişinin ikamet ettiği yahut şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki vergi dairesi)  başvurularak gerçekleştirilmektedir. Mükellef olmanın getirdiği bazı ödevler de söz konusudur. Bunlar beyan esasına dayanan vergilerde; beyanname verilmesi, defter tutulması, belge düzenlenmesi gibi yükümlülüklerdir. Defterler, bilanço hesabına göre yahut işletme hesabına göre tutulmaktadır. Belge düzenleme ödevindeki belgeler de fatura, irsaliye gibi satış yapıldığını gösteren, dolayısıyla vergi alınması gerektiğini ifade eden belgelerdir. Bu ödevler yerine getirilmediğinde ise yukarıda bahsedildiği üzere vergi cezaları ile karşılaşılmaktadır. Vergi Usul Kanunu’nun 344 ve devamı maddelerinde yer alan bu cezalar, vergi kaybına yol açılması yahut genel veya özel usulsüzlük cezaları olarak adlandırılmaktadır.

Kısaca ve sonuç olarak, internet ortamında da olsa satış yaparak kazanç elde edilen durumlarda vergi ile karşılaşılacağı unutulmamalıdır. Ayrıca bu konuya ilişkin olarak Gelir İdaresi Başkanlığı’nın hazırlamış olduğu bir bilgilendirme portalı da mevcuttur. Özellikle yapılmak istenilen satışın hobi mi yoksa ticarî amaçlı mı olduğu noktasında hazırlanmış bir test yer almaktadır. Bu teste göre ise bilgilendirmeler yapılmaktadır.

Bu içeriği paylaş:

Posted by Stj. Av. Berna Şahintürk

araştırmayı ve araştırdıklarını paylaşmayı seven, eski akademik, yeni stajyer avukat.

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir