Google’a “gig ekonomisi nedir?” aramasını yapınca, bağımsız/freelance çalışanların yarattığı bir ekonomi olduğu cevabını alıyoruz. Uber ve Airbnb gibi aklınıza gelebilecek onlarca şirket, sırtlarını freelance çalışanlara yaslamış durumda.

‘Sırtlarını yaslamış’ ifadesini kullanırken, bu onlara muhtaç oldukları anlamına gelmesin. Bu şekilde çalışan startuplar gayet mutlular. Keza ne sigorta primi dertleri var ne de kıdem tazminatı gibi yüklü ödemeler yapmak zorundalar. Konusu açılınca, “bizimle çalışanlara esnek çalışma ve iyi bir ödeme sunuyoruz” deseler de, bunu saatlerce direksiyon sallayan Uber şoförlerine ya da kilometrelerce pedal çeviren Deliveroo çalışanlarına sormak daha hakkaniyetli olur diye düşünüyorum. Öyle olmuş olacak ki; üzerinde güneş batmayan İngiltere’de, Deliveroo çalışanları bir araya gelerek, haklarını istemişler.

Bu arada bahsetmekte yarar var; Deliveroo 2013 yılında Londra’da kurulmuş ve şuanda dünyanın dört bir yanında hizmet veren bir şirket. Siz yemek siparişinizi online olarak veriyorsunuz ve onlar bisikletli kuryelerle yemek siparişinizi teslim ediyor. “Bisiklet” kelimesini görünce neden Türkiye’ye yatırım yapmadıklarını anlamışsınızdır.

Konuya dönecek olursak, geçtiğimiz günlerde Deliveroo’nun çalışanları iş hukukundan kaynaklanan haklarını talep etmek amacıyla tartışmayı yargıya taşıdılar. Aslında “çalışanları” demek doğru olmuyor çünkü arada klasik bir işveren-işçi ilişkisi yok. Sorun da zaten buradan çıkıyor. Düşünün ki; bir şirketin üniformasını giymiş bir halde, üstünde logosunun bulunduğu bisikletlerle çalışıyorsunuz ve teslimat yapıyorsunuz. Ama asgari ücret veya tatil ve resmi günler için ayrıca ödeme talep edemiyorsunuz. İş hukukçularının “olur mu öyle iş” dediklerini duyar gibiyim! Ama evet oluyor.

Deliveroo’nun freelance sürücüleri muhtemelen davalarını kazanacaklar. Çünkü geçtiğimiz sene yine İngiltere’de açılan benzeri bir davada Uber şoförlerinin asgari ve genel tatil ücreti talepleri haklı görüldü. Ortada bir hukukî boşluk olduğu ve özellikle Uber ve Deliveroo gibi startupların bundan bir hayli yararlandığı aşikâr. Öbür tarafta, bütün gün araba kullanan ya da bisiklet kullananlar için aynı şeyi söylenebilir mi, emin değilim! Muhtemelen bir kesim istediği saatlerde, istediği kadar çalışmaktan memnundur. Bir diğer kesimin de bunu zorunluluktan yapıyor olduğunu; imkânı olsa düzenli ve sigortalı bir işte veya düzende çalışmayı tercih edecekleri tartışmasız. Hukukun hep geriden geldiği bilinen bir gerçek ama bu sorun bağıra bağıra geldi ve düzenlemeler henüz modernize edilmedi.
Kaldı ki, iş hukuku diğer alanlardan farklı olarak daha katıdır. Belki de “gig ekonomi” artık o kadar büyük bir alana hitap etmeye başladı ki; bir değişikliğe gitmektense “böyle gelmiş, böyle gitsin,” deniyordur. Unutmamak lazım; Deliveroo’nun 15.000 civarında kuryesi, Uber’in ise dünya çapında 500.000’den fazla şoförü var.

Bu içeriği paylaş:

Posted by Erkan Yücel Öztürk

2013 İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, yaklaşık iki yıllık çalışma tecrübesinin ardından yüksek lisans için bir yıllığına Paris’e gidip geldi. Çalışma hayatına İstanbul'da devam ediyor.

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir