Şüphesiz ki günümüzde girişimciler için üzerinde hatırı sayılır emek harcamış olduğu ürün/prototip nasıl ticarileşeceği, bunun da ötesinde büyüme potansiyelinin nasıl en verimli ve kazançlı şekilde sağlanabileceği girişimin akıbeti açısından hayati sorulardan biridir.

Nesneyi ilk başta ürün veya prototip olarak tanımlamamızın nedeni bu yazının özellikle teknoloji girişimcilerini ilgilendiriyor olmasıdır. Bu noktada girişimci A’nın, inovatif bir teknolojik ürün ( mobil uygulamalar veya yazılımlar da bu kategoriye dâhil edilebilir) tasarlamış ve bunun prototipini de tamamlamış olduğu varsayımından hareket edeceğiz.

Bu noktada A’nın ürününü ticarileştirmek için ihtiyaç duyduğu yatırım için 3 seçeneği bulunmaktadır. (i) Birincisi bunu kendi öz kaynakları ile yapabilir (ii) Melek yatırımcılara başvurabilir (iii) risk sermayesi fonlarına başvurabilir. Bu noktada yavaş yavaş bilinmeye başlamakla birlikte birçok girişimci için gizemini koruyan risk sermayesi fonlarının (venture capital funds, yazının devamında VC olarak anılacaktır) nasıl çalıştığı, girişimciden ne beklediği, girişimciye ne verdiği ve ne aldığı,  gözetle girişimcinin bu konuda baştan bilmesi gereken önemli konular üzerinde durulacaktır.

Risk Sermayesi Fonları Nasıl Çalışır?

VC’ler kendi içinde ayrı bir şirket olarak kurulmaktadır. VC içinde görev alan kişiler genelde “management team” olarak daha sonra yatırımı yönetecek olan kişilerdir. Aslında aldığı riskler göz önüne alındığında VC’lerin de başlı başına bir girişim olduğu söylenebilir. VC’ler öncelikle gerçek veya tüzel kişi yatırımcılardan topladıkları yatırımlar ile bir fon oluştururlar. Fona katılan yatırımcılar profesyonel risk sermayedarları olabileceği gibi, “itibar sahibi” yatırımcılardan da oluşabilir. Aynı şekilde tüzel kişiler de bu anlamda yatırımcı olabilirler. VC bunu sağlayabilmek için network’u dâhilinde olan yatırımcıları fona katılmak için bir nevi “ikna eder”.  Fona katılan her yatırımcı, anonim şirketlerdeki pay sahipliğine benzer şekilde belirli bir miktar sermayeyi taahhüt eder. Böylece bir soyut bir havuzda toplanan fon, VC ile Yatırımcılar arasında yapılan detaylı bir kuruluş anlaşması ile yeni bir tüzel kişilik oluşturur.  Örneğin risk sermayesi şirketi (VC) olan X, yeni oluşan Fon tüzel kişiliği Y olur; yani burada iki farklı hukuki varlık söz konusudur.

Bu noktadan sonra X’i Y’nin yönetim kuruluna, Yatırımcıları ise genel kurula benzetebiliriz.  X’in görevi ve anlamı aslında hemen hemen bu noktada başlamaktadır. X en basit anlatımla elindeki fonla en doğru startup’lara en doğru yatırımları yaparak (mevcut fonla ortalama 10 yatırım yapılacağı düşünülürse) Yatırımcıların koyduğu sermayenin ortalama %200-300 fazlası ile geri dönüşünü sağlamaktır. Burada, hangi startup’a ne kadar yatırım yapılacağının kararı VC’ye aittir. Yani girişimci her zaman VC ile muhatap olacak, VC’yi ikna etmeye çalışacaktır.

Risk Sermayesi Fonlarından Nasıl Yatırım Alınabilir, Hukuki Süreç Nasıl İşler? 

Risk Sermayesi Şirketlerinin genel mantığını kısaca özetledikten sonra; girişimcinin ihtiyaç duyduğu yatırımı temin etmek için bir Risk Sermayesi Şirketi’ne başvurmadan önce bilmesi gereken en önemli konular; Startup’ın risk sermayesi şirketlerine başvurmak için uygun olup olmadığı, risk sermayesi şirketlerinin başlangıçta girişimciden ne istediği, yatırım yapmak için nelere baktığı, yatırım kararından sonra risk sermayesi şirketinin girişimciden neler isteyeceği ve en önemlisi girişimcinin ürününü ticarileştirmek için neleri “göze alması” gerektiğidir.

1- VC Başlangıçta Girişimciden Ne İster?

VC’ler in iş modeli;  büyük bir büyüme potansiyeli görülen startup’lara ve küçük/orta ölçekteki işletmelere öz sermaye koymak isteyen yatırımcıların yatırımlarının oluşturduğu havuzu yönetmek üzerine kuruludur. Bu yatırımlar yüksek risk-yüksek kazanç prensibine dayanmaktadır. Diğer fonlardan farklı olarak risk sermayesi fonları spesifik olarak başlangıç aşamasındaki startup’lara yoğunlaşmaktadır. VC’lerden yatırım alan startup’ların ortak özellikleri büyüme potansiyeline sahip, riskli ve uzun süreli yatırıma elverişli olmalıdır. Anlaşılacağı üzere bunlar  “teknolojik” startuplardır. Örneğin daha önce yapılmamış bir  bir restoran konseptiniz var. Bu durumda VC’lere başvurmak yerinde olmayacaktır.

Ürünün en azından prototip aşamasında gelmesinden sonra, artık seri üretim ve pazarlama faaliyetleri ile bu ürünü ticarileştirme aşamasında, aynı melek yatırımcılarda olduğu gibi, bir VC’ye başvururken en önemli gereklilik “iş planıdır”.  İş planında genel olarak ürünün  ve üretim planının ne olduğu, startup ekibinde kimlerin olduğu ve  pozisyonları, ürünün ne zaman piyasa sürülmesinin planlandığı, bunun için ne kadar yatırıma ihtiyaç duyulduğu ve bu yatırım sağlanırsa hangi aşamada ne kadar ve ne için harcama yapılacağının açıklanması gerekmektedir.

2- DUE DILIGENCE AŞAMASI

Due Diligence, VC’nin ilgilendiği startup’a yatırım yapmaya karar vermeden önce,  girişimcinin iş planı, ürün, yönetim ve opreayon geçmişi ile ilgili yaptığı ayrıntılı bir araştırmadır.

3-LETTER OF INTENT (NIYET MEKTUBU) AŞAMASI

İlk iki aşamanın tamamlanmasından sonra; VC’den projeye yatırım almak için  kat etmek gereken hukuki sürecin bu noktada başladığı söylenebilir. İlk adım olan Niyet Mektubu, VC ile girişimci tarafından imzalanan ve tarafların karşılıklı niyetlerini beyan ettikleri belgedir  (VC X, Girişimci A’nın projesine yatırım yapma, Y de bunun karşılığında VC tarafından yönetilen fon’a (Y)  hisse devri yapma niyetindedir. Gibi.  Niyet mektubu bu noktada varsa –gizlilik taahhüdü- dışında taraflar açısından bağlayıcılık arz etmeyecektir. Ancak; Niyet Mektubunu hem girişimci hem VC için önemli hale getiren asıl konu gizlilik taahhüdünün de bu niyet mektubunda yer almasıdır. Şöyle ki; Girişimci, henüz patentini almadığı veya patent almaya müsait olmayan ürün üzerindeki menfaatlerinin özellikle fikir hırsızlığına karşı korunması için iş planı ve prototipin gizli tutulmasını isteyecektir. Aynı şekilde VC de,  müzakereler devam ederken Girişimcinin başka VC’lere veya melek yatırımcılara başvurmasını, girişimcinin dürüstlük kurallarına aykırı olarak VC’nin projesine yatırım yapacağını diğer Yatırımcılar nezdinde ortaya konmasını istemez. Bu açıdan niyet mektubu, her iki taraf için basit ancak önemli bir adımdır.

4-TERMSHEET  AŞAMASI

Türkçe’deki en yakın anlamı “ön protokol” olan termsheet, hisse devri  sözleşmesinden önceki son adım olarak;  yapılacak işin esaslarının, bedellerin, projeye biçilen değerin, ürün-projeye ilişkin fikri mülkiyet haklarının, projede yer alacak ekibin, iş modelinin, ortak ve müşterilerin müzakere edilerek sağlanan mutabakatın dökümante edilmesi ile oluşan ve genelde bağlayıcı olmayan belgelerdir. Örneğin; niyet mektubundaki “niyetler”  Termsheet aşamasında şekillenerek; “VC (X) Girişimci (A)’nın projesi için 1 Milyon Dolar Yatırım yapacak, bunun karşılığında Y X tarafından yönetilen fona (Y) %30 oranında hisse devri yapacaktır “.  Şeklini alır. Bir sonraki aşamada yapılacak olan hisse devri sözleşmesi Termsheet’de yer alan esaslar üzerine inşa edilecektir.  Burada konuya ilişkin daha detaylı bilgi yer almaktadır.

5-PAYSAHİPLİĞİ SÖZLEŞMESİ AŞAMASI (SHAREHOLDING AGREEMENT)

Risk Sermayesi fonları ve bu fonlara katılan yatırımcıların spesifik özelliklerinden birinin yüksek risk ve yüksek kazanç prensibi ile çalışan ve özellikle teknolojik “early stage” proje/startup’lara yatırım yapan kişi veya kurumlar olduğunu söylemiştik. Hisse devri sözleşmesi ile; VC (X) tarafından kurulan ve kendine ait tüzel kişiliği olan fon (Y) ile Girimci A  arasında yapılan hisse devri sözleşmesidir. X, Y’nın yönetim kurulu (management team) olduğu için bu sözleşme X ile A arasında akdedilecektir. Hisse Devri Sözleşmesinde Y, A’e belirli bir sermaye koyarak, bunun karşılığında da A’dan o sermaye karşılığı olarak belirli bir oranda hisse alır. Bu açıklamalardan Girişimci A’nın bir anonim şirket olması gerektiği anlaşılmalıdır. Bu açıdan Girişimci A, başlangıçta bir anonim şirket olmasa bile; sözleşme aşamasında gelindiğinde tür değiştirme veya baştan kuruluş yoluyla anonim şirket olmalıdır. Zira risk sermayesi fonlarının çalışma şekli sermaye koymak-karşılığında hisse almak- hisseler değerlendiğinde birleşme-bölünme veya hissenin başka bir yatırımcıya satmak- ve nihayet başlangıçta yapılan yatırımın getirdiği karı realize etmektir. Bu ancak başlangıçta bir anonim şirket olması ile mümkün olacaktır.

 

Bu yazıda;

Kaynak

Kaynak

Kaynak

Kaynak

linklerinden faydalanılmıştır.

Posted by Ece Koç

Startup seven avukat ve girişimci adayı.

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir