Huzur hakkı, yöneticiliğin maddi karşılığıdır. Huzur hakkını gider şeklinde kaydedebilmek aynı zamanda vergi avantajı sağlamak demektir.

Gelir Vergisi Kanunu’muz 61.Maddesinde ücretİşverene tâbi ve belirli bir iş yerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler.” olarak tanımlanır.   Tabi çeşitli ödemelerin ve yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile tasfiye memurlarına sıfatları dolayısıyla ödenen ve sağlanan para, ayın ve menfaatlerin ücret sayılacağı açıklanmıştır.  Gelir Vergisi Kanunu’nun 41’inci maddesinin 2.fıkrasında, ticarî işletmelerde teşebbüs sahibinin kendisine, eşine ve küçük çocuklarına işletmeden ödenen aylıklar, ücretler ve benzerlerinin gider yazılamayacağı açıklandıktan sonra maddenin son fıkrasında, bu hükmün uygulanmasında kolektif şirket ortakları ile adî ve eshamlı komandit şirketlerin bir diğer ismiyle sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketin (artık yok denecek kadar az olsalar da) komandite ortaklarının teşebbüs sahibi sayılacakları açıklanmıştır.

Bu hükümlere göre ;

Ferdî ticarî işletmelerin sahipleri ve kolektif şirket ortakları ile adî ve eshamlı komandit şirketlerin komandite ortaklarına hizmetleri karşılığında sağlanan menfaatlerin ücret sayılması ve ticarî kazançtan gider olarak düşülmesi mümkün değildir.

Teşebbüs sahibinin eşine ve küçük çocuklarına ödenen ücretlere gelince bunların ücret olarak gelir vergisi stopajına ve SSK’ya tâbi tutulması gerekmekle beraber gider yazılması mümkün değildir.

Bunlar dışında, anonim ve limited şirket ortakları ile hisseli komandit şirketlerin komanditer ortaklarına, her çeşit hizmetleri karşılığında bu şirketlerden ödenen ücretlerin, Gelir Vergisi Kanunu’nun 61.maddesi kapsamına giren birer ücret ödemesi olması sebebiyle vergi kesintisine tâbi tutulması zorunludur ve gider yazılması mümkündür.

Gelir Vergisi Kanunu’nun 61’inci maddesi, borçlar hukuku, iş hukuku ve sosyal güvenlik hukukundaki anlamı ile , aslında hizmet erbabı ücretini yani sadece maaşını değil vekâlet ücreti sayılan yönetim kurulu ücretlerini de ücret sayma yoluyla Gelir Vergisi tarifesi üzerinden vergi tevkifatına tâbi tutmuştur. GVK’nun 40’ncı maddesi ile bunlar hizmet erbabına ödenen ücret sayılarak ticarî kazançtan düşülecek gider olarak kabul edilmişlerdir. Bütün bu ödemelerin ticarî kazançtan düşülebilmesi için, örtülü kazanç (KVK’nun 17.maddesi) sayılmayacak bir seviyede olmaları zorunludur. Yani huzur hakkı ödemeleri şirketin mali yapısına uygun ve makul olmalıdır. Şirketin mali yapısına uygun olmayan huzur hakkı ödemelerinde Kurumlar Vergisi Kanunu ’na göre örtülü kazanç kapsamında ceza yiyebilirsiniz. Dolayısı ile şirketiniz karlı ise ve şirketinizden para çekmek istiyorsanız makul bir tutarını huzur hakkı, geri kalanı ise kar payı olarak alabilirsiniz.

Ayrıca 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu gereğince huzur hakkı ödemeleri binde 7,59  damga vergisine tabidir.

 

 

KAYNAKÇA
·
         193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu
·
         213 Sayılı Vergi Usul Kanunu
·
         5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu
·
         488 sayılı Damga Vergisi Kanunu
·
         www.gib.gov.tr

Bu içeriği paylaş:

Posted by İlayda Döldöş

Herkesin ‘başka’ olduğuna inanıp hep ‘en başka’ olmak çabasındayım.

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir