Rahmetli Nejat Eczacıbaşı’nın “Dünya’da know-how önemlidir , bizde ise know-who önemlidir “şeklinde özetlediği  know -how kavaramı “Bir üründen ya da yöntemden en kolay ya da en verimli biçimde yararlanmayı sağlayan bilgi veya ticari sır” olarak tanımlanabilir.Kısaca know-how ; bir işin nasıl yapılacağı konusundaki sırları , püf noktaları, o yoldan daha önce geçmiş bir şirketin sözleşme ve belirli bir bedel karşılığında aktarımı , sahip olunan bu teknolojiyi kullandırması ve tecrübelerini pazarlamasıdır.
Know – how kavramı , Sanayi Devrimi’nden sonra Anglo -Amerikan Hukuk çevresinde ortaya çıkan bize göre yeni olsa da aslında köklü bir kavramdır.Sanayi Devrimi ile işletmeler genişleyip farklılaşınca , yeni yeni üretim teknikleri doğup , kompleks bir hâl almaya başlamış ve bu bilgiler sahiplerinin gizliliğinde kalarak , günümüzdeki know-how kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur.Zamanla Sanayi Devrimi sonrasında ortaya çıkan yeni işletmeler , pazarda rekabet etmek isteyip uzun uzun ar-ge faaliyetleri ile zaman kaybetmek yerine , bu bilgi ve tecrübeleri para karşılığında bir işletmeden devralıp kullanmayı tercih etmiştir.Böylece , bu bilgilerin açıklanması ve devredilmesine ilişkin sözleşmelerin yapılması ihtiyacı doğmuştur.Know-how sözleşmeleri  1980’li yıllara kadar “Patent Lisans Sözleşmeleri” ile birlikte yapılsa da, daha sonra bağımsız bir sözleşme olarak nitelendirilmeye başlanmıştır.Günümüzde know-how sahipliği büyük önem taşımakta olup, know -how sahipleri uzun uğraşlar, büyük yatırımlar sonucunda elde ettikleri bu bilgileri satarak ya da kiralayarak çok büyük gelirler elde etmektedir.Ayrıca, pazarda rekabet yarışında önde yer almak isteyen işletmeler , kısa zamanda daha çok yol almak için bu yola başvurmaktadır.Bazı işletmeler tarafından son derece önem taşıyan bu ticari sır veya püf noktalar , bir ürün veya yöntemden en kokay ya da en verimli biçimde yararlanmayı sağlamaktadır. Bütün halinde veya parçaları tam olarak birleştirildiğinde dahi herkes tarafından bilinmemesi ya da kolaylıkla ulaşılabilir olmaması gereken know-how ;patentli olmayan , uygulamaya yönelik ,gizli , esaslı ve belirlenmiş bir bilgi paketidir.Rekabet Kurulu tarafından çıkarılan Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’ne göre “Know-how’ın , anlaşma konusu malların veya hizmetlerin kullanılması , satım veya yeniden satımı bakımından alıcı için vazgeçilmez bilgiler içermesi gerekir.Coca Cola’nın gizli tutulan formülü , belki dünyanın en pahalı know-how bilgilerinden biri olup, şirket tarafından formül özenle saklanan bir sır niteliğindedir.Birçok kola markasına rağmen hala dünyanın lideri konumunda olan bu markanın politikaları arasında, sırrı bilen 2 kişinin aynı uçakla seyahat etmesinin yasak olması bile mevcut.Söylentilere göre sadece 2 kişi formülü yarı yarıya biliyor ve ancak birlikteyken formülü ortaya çıkarabiliyorlar.
Know-how ile ilgili anlaşılması gereken en önemli nokta ise ; know-how’ı oluşturan bilgi ve tecrübelerin, ister ticari , ister teknik alanda olsun, mutlaka sınai alana ilişkin olmasıdır.Know -how alıcısının amacı rakiplerine karşı rekabette üstünlük sağlamak olduğu için, aldığı bu püf noktasının var olması için, bir işletme faaliyeti gereklidir.Bu püf noktasının tecrübeler sonucunda meydana geldiği düşünüldüğünde, bir ürünü belirli bir yöntemle üreten işletmenin , üretim ile birlikte üretime ilişkin tecrübelere de sahip olacağı ve bu ticari sırlarını korumak istemesi de yadsınamaz bir gerçektir.
Bu içeriği paylaş:

Posted by İrem Bayraktar

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir