Startup ekosistemi yenilikçi fikirler, iş modelleri ve günlük problemlere farklı bir bakış açısı gibi bir çok inovatif düşünce etrafında şekillendiğinden, geleneksel ticari hayatın kuralları ve işleyişi bu ekosistemde kendine çok yer bulamıyor. Bu nedenledir ki bir çok ülkede, ülke ekonomisi ve konumundan bağımsız olan güçlü girişim ekosistemleri bulunabiliyor. Bu ekosistemlerin nasıl yaratıldığı gerçekten irdelenmesi gereken bir konu, Türkiye’nin sadece kendi yakın coğrafyasında bile örnek alması gereken bir çok ülke ve ekosistem mevcuttur.

OECD Çeyrek Yıl Raporları ve Startup Genome tarafından hazırlanan ”2017 Global Startup Ekosistemi Raporu’’ ile birlikte yakın coğrafyalarımızda gerçekleşen bir kaç startup mucizesi olduğunun farkına vardık. Kendimce bu okumalardan yaptığım çıkarımı paylaşmak için bir bölge ve iki ülke seçtim. Seçtiğim bu bölge ve ülkeler, yukarıda bahsi geçen rapor da dikkate alındığında, devlet politikalarının güçlü bir ekosistem yaratmak için ne kadar kilit bir yerde durduğunu gösteriyor.

Öncelikle ‘’Middle East and North Africa’’ olarak tabir edilen ve kısaca MENA olarak adlandırılan bölgede yer alan startuplar, büyüklükleri ve bu bölgede yer alan ülkelerin startup yaklaşımları konusundaki bilgileri derleyerek başlayalım. Fakat öncelikle bu karşılaştırmada yer alacak başka bir ülke olan ve çok güçlü bir startup ekosistemine sahip İsrail’in ayrı tutulduğunu bildirmekte fayda var.

MENA bölgesi yatırımları 2017 Mayıs ayı itibariyle 870 Milyon olarak belirlenmiş. (Silikon Vadisi Ekosistem Değeri 264 Milyar Dolar olarak ölçülmektedir) Fakat büyük bir sıkıntı var. Bu yatırımın 625 Milyonu sadece iki şirket tarafından paylaşılıyor. Amazon tarafından satın alınan online alışveriş platformu Souq ve Türkiye’de oldukça revaçta olan BAE menşeili Careem.

Yine MENA bölgesi yatırımlarının %50’sinin BAE bünyesinde toplandığı anlaşılıyor. BAE’nin, MENA bölgesi içinde, yeni bir iş kurmanın en kolay olduğu ülke olması bu rakamların üzerinde kesin bir etkiye sahip. Zorlu bürokrasi süreçleri ve kamu desteğinden yoksunluk startup ekosisteminin güçlenmesinin önündeki en büyük engellerden biri. World Economic Forum ise hazırladığı başka bir raporda, Mısır’ın bu durumu farkederek iflas eden iş sahiplerine hapis cezası öngören yasayı yürürlükten kaldırdığını belirtiyor.

Litvanya e-vatandaşlık gibi bir sistemi sadece girişimcileri çekmek için tanıtmışken, Mısır’ın güçlü bir startup ekosistemi oluşturmak için ne kadar zamana ihtiyacı olduğunu tahmin etmek böylelikle kolaylaşıyor.

Son olarak ise; MENA bölgesinden hiçbir ülke veya şehir ‘’2017 Global Startup Ekosistemi Sıralaması’’ içinde yer almıyor.

Bu gelişmekte olan ve gelecek yıl itibariyle 1 Milyar barajını aşacak gözüken bölge içerisinde yıldız gibi parlayan bir ülke var: İsrail.

Yaklaşık 40 yıllık bir geçmişe sahip bir ekosistemden bahsedebiliriz belki. NASDAQ’ta halka arzı gerçekleşmiş şirket sayısı dikkate alındığında, Amerika ve Çin şirketlerinden sonra üçüncü sırayı İsrail menşeili şirketler alıyor. Bir çoğu teknoloji üzerine çalışan bu şirketler, anavatan üzerinde de doğru yatırımlarla bir dev yarattılar. Bugün dünya genelinde 22 Milyar dolarlık hacmi ile en büyük 6.Startup Ekosistemine sahip Tel-Aviv’in başka bir ismi var, Tech Titan.

Peki bunu nasıl sağlıyorlar? OECD ülkeleri içerisinde Ar-Ge’ye en çok para harcayan ülke İsrail. Tüm bütçenin %4.3’ünü Ar-Ge’ye harcıyorlar. Yani hükümet teşvikleri sayesinde zaten eli güçlü olan genç firmalar, uluslararası yatırımlar ve yatırımcılara sağlanan vergi avantajları ile bugün herhangi bir OECD ülkesinde ellerinde kalacak meblağlardan çok daha fazlasını sadece kendi şirketleri için harcayabiliyorlar. Teknoloji Startupları ise 2016 yılında 4.8 Milyar dolar değerinde Venture Capital’i ülkelerine sokarak tüm zamanların rekorunu elinde tutuyor.

Gelişmemiş ve gelişmiş birer örnek sunduktan sonra karşılaştırmada yer alacak son ülke ise gelişmekte olan ve bunu çok iyi başaracak olan Hindistan:

Hindistan hakkında araştırma yapmaya Google’da iki basit kelimeyi yanyana getirerek başladım. ‘’Startup India’’. Karşıma çıkan ilk siteyi buraya koyuyorum;

Hindistan Endüstri ve Ticaret Bakanlığı tarafından kurulan site sizi şu sloganla karşılıyor; ‘’Your Startup Starts Now – Startup’ınız Şimdi Başlıyor’’

http://startupindia.gov.in/

Hindistan startupları desteklemek konusunda ciddi bir ekonomi politikasına sahip ve bu politika ülkeyi iş arayanların ülkesinden, iş yaratanların ülkesine çevirmek olarak lanse ediliyor. Amerika ve İngiltere’den sonra en çok ‘Startup launch’ Hindistan’da yapılıyor. Dünyanın en değerli 10 girişimlerinden biri olan Flipkart, Bangalore merkezli ve listede 9.sırada yer alıyor.

Bir nokta daha; Hindistan dünyanın en genç startup ekosistemine sahip. Startup sahiplerinin %72’si 35 yaşın altında bulunuyor.

Aslında rakamlar ve süreçler hakkında yazılabilecek çok daha fazla şey olmakla birlikte, yukarıda derlemeye çalıştığım bilgiler tek bir noktaya işaret ediyor. Ciddi ve gerçekçi, global trendleri takip eden düzenlemeler yapmak startup ekosistemini ciddi anlamda destekliyor. Türkiye’de eksikliğini hissettiğimiz bu politikalar, sürekli gelişen global ekosistem içerisinde maalesef bizi arka plana itiyor.

OECD veya World Economic Forum tarafından startup ekosistemine dair yayınlanan makaleler içerisinde Türkiye Startup Ekosisteminden bahseder tek bir tartışma bulunmuyor. Startup Genome tarafından hazırlanan 151 sayfalık ‘’2017 Global Startup Ekosistemi Raporu’’ ise yine ekosistemimizden bir cümle dahi olsa bahsetmiyor.

Bu nedenle bu gibi karşılaştırmaların, Türkiye’de sistemin eksiklikleri konusunda farkındalık yaratmak için yapılması gerekiyor.

(1) John McKenna, The Middle East’s start-up scene , WEF

(2) Joe Myers, India’s astonishing start-up boom , WEF

(3) John McKenna, Israel is a tech titan, WEF

Bu içeriği paylaş:

Posted by Yiğit Cem Coşkun

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde Avukat, İstanbul Üniversitesi Yüksek Lisans Öğrencisi, AFS’de Eğitmen, Aktivist, Sivil Toplum ve Sivil Özgürlük Gönüllüsü.

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir