Girişimcilerin dikkat etmesi gereken konulardan biri de; ortaklık. Türkiye’deki ortaklık ilişkilerine baktığımızda genellikle yazılı bir sözleşme yapmak güvensizlik olarak algılanıyor. Fakat isler iyi gittiğinde yazılı bir sözleşmeye ihtiyaç duyulmasa da işler kotü gitmeye başladığında ilk başvuracağımız şey yazılı bir ortaklık sözleşmesi olacaktır.

Her ne kadar ” Biz bir araya geldik, birlikte bu yola çıktık, birbirimize çok güveniyoruz, bizim aramızda bir problem çıkmaz.” diye düşünsek de bu yaklaşım doğru bir yaklaşım şekli değil. Birlikte iş yapan girişimcilerin birbirlerine en çok güvendikleri anda ortaklık sözleşmesi yapmaları, ortaklıkları açısından en doğru olanı olacaktır. Girişimciler kurdukları ortaklıkları en başından itibaren hukuki temeller üzerine inşa ederlerse ilerleyen zamanlarda daha az problemle karşılaşırlar.

Ortaklıklar her zaman evliliğe benzetilmiştir. Bu yüzden evleneceğimiz kişiyi seçerken nasıl dikkatli ve titiz davranıyorsak ortağımızı da aynı dikkat ve titizlikle seçmeliyiz. Her evliliğin bitme ihtimali olduğu gibi ortaklıkların da bitme ihtimali vardır. Girişimciler bir ortaklık kurarken ileride bu ortaklığın biteceğini düşünerek hareket etmelidirler. Bu sebeplerle ortaklık kuracak girişimcilere tavsiyemiz; daha girişiminizin başında olsanız bile yazılı bir ortaklık sözleşmesi imzalayın. “İşlerimiz yoluna girsin, kar elde etmeye başlayalım daha sonra aramızdaki ilişkiyi düzenleriz.” yanılgısına kapılmayın.

Peki, bu ortaklık sözleşmesinde nelere dikkat etmeliyiz?

Yazılı Bir Sözleşme

En çok gözardı edilen konulardan biri yazılı bir sözleşme yapılması. Birlikte yola çıktığımız kişilerle yazılı sözleşme yapmaya gerek duymuyoruz. Hukuki açıdan baktığımızda bazı sözleşmelerin geçerli olabilmesi için mutlaka yazılı olması gerekir. Ortaklık sözleşmesi diye adlandırdığımız genellikle birlikte iş yapmak isteyen kişiler aralarındaki ilişkiyi düzenleyen bu sözleşmelerin geçerli olabilmesi için yazılı olma şartı aranmıyor. Ancak yazılı bir sözleşmenin varlığı ortaklık içerisindeki ilişkileri güvence altına alıyor ve ortaklık ilişkisinin ispatı acısından kolaylık sağlıyor. Yazılı ortaklık sözleşmesi olmayan bir ortaklıkta tarafların arasındaki ilişkiyi ispat etmeleri çok zor olmaktadır. Bu da tarafların hak kaybına uğramasına sebebiyet verebilir. Her ne kadar bir ortaklık kurulması için yazılı sözleşme şartı aranmasa da hem ortaklığın hem de ortakların haklarının korunması acısından bu sözleşmenin yazı yapılması gerekmektedir.

Hisse Dağılımı

Hisse dağılımı girişimcilerin kafasında çokça soru işaretlerine sebep oluyor. Yatırımcıya ne kadar hisse vermeliyim? Ortak olarak aldıklarıma ne kadar hisse vermeliyim? Öncelikle ortaklar arasında hisse dağılımı yapılırken, ortakların girişime yaptıkları katkılar açıkça ortaya konulmalıdır. Bir ise 4 kişi başlamış̧ olsanız bile 4 kişinin bu girişime katkısı aynı değildir. Genellikle 4 kişilik bir girişimde ilk akla gelen %25 hisse dağılımı olmaktadır. Ancak yapılan ortaklık sözleşmesiyle ortakların katkıları oranında hisse dağılımı yapılması ortaklığın geleceği acısından daha faydalı olacaktır. Ortaklık sözleşmesinde hisse dağılımıyla ilgili, ilerleyen zamanlarda ortaklığa yeni ortaklar gelirse onlara verilecek olan hisselerin nasıl oluşturulacağı ve ortaklardan biri ayrılırsa, ayrılan ortağın hisselerini hangi koşullarda devredeceğine dair hükümlere yer verilmelidir.

Hak ve Yükümlülükler 

Sözleşmede yer alması gereken hususlardan biri de hak ve yükümlülüklerdir. Ortakların hangi haklara sahip olacağı belirlenmelidir. Ve yine ortakların yükümlülükleri sözleşmede açıkça yazılmalıdır. Hak ve yükümlülüklerde ortakların iş tanımı, hangi ortağın hangi alanlardan sorumlu olduğu detaylı bir şekilde sözleşmede yer almalıdır. İlk zamanlarda işlerin yürütülmesiyle ilgili sorunlar yaşanmasa da işin büyümesiyle birlikte iş dağılımı önem kazanmaktadır. Örneğin; A ve B arasındaki ortaklıkta A’nın yükümlülüklerini B, A’dan talep etme hakkına sahip olur. A’nın pazar araştırması yapma yükümlülüğü olduğunu düşünelim ve A bu yükümlüğünü yerine getirmezse B, A’dan bunu talep edebilir. Ancak sözleşmede pazar araştırmasını kimin yapacağını kararlaştırılmamışsa ve ortaklardan hiçbiri bu yükümlülüğü üstlenmiyorsa bu konu ortaklar arasında sorun haline gelebilir. Ortaklıkların ilk zamanlarında bu gibi konuların sorun olmayacağı düşünülse de hiç̧ beklenmedik konular sorun haline gelip ortaklıkların sonlanmasına sebep olabiliyor.

Karar Alma Şekli ve Temsil

Sıkıntı yaşanabilen hususlardan biri de ortaklık adına karar almadır. Ortaklar tek başına ortaklık adına karar alabilecek mi? Bu kararları uygulama aşamasında ortaklığı hangi seviyeye kadar temsil edebilecekler? Ortaklık adına oy birliğiyle mi yoksa oy çokluğuyla mı karar alınacağı sözleşmede belirlenmelidir. Ya da ortaklardan her biri belirli konularda tek başına karar alabilecekse bu konular da açıkça yazılmalıdır.

Ortaklığın Sona Ermesi

Sözleşmelerde genellikle yer verilmeyen ama işler iyi gittiği zamanlarda düşünülmesi ve karara bağlanmasında fayda olan konulardan biri. Her şeyin bir sonu olduğu gibi büyük hedefler ve umutlarla kurduğumuz ortaklıklarımız da bir gün sona erecek. Önemli olan ortaklıklar sona ererken her ortağın en az kayıpla ortaklıktan ayrılmasını sağlamaktır. Bu yüzden ortaklığın hangi durumlarda nasıl sona ereceği hisse devirlerinin nasıl olması gerektiği mutlaka ortaklık sözleşmesinde belirlenmelidir.

İnternet ortamında çok fazla ortaklık sözleşmesi örnekleri ve taslakları yer almaktadır. Ancak her ortaklığın kendine özgü koşulları vardır. Bu yüzden ortaklık sözleşmesinin, bu konuda uzman hukuki danışman ve avukatlarla birlikte düzenlenmesi hak kayıplarının önlenmesi acısından önem taşımaktadır.

 

Bu içeriği paylaş:

Posted by Özge Özşaylan

Avukatlık mesleğine yeni adım atmış araştırma yapmayı seven ve yenilikleri takip eden biri olarak, girişimcilere hukuki konularda destek olmak istiyorum.

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir