Startuplar çoğunlukla düşük sermayelerin büyük hayallerle bezendiği oluşumlardır. Bu nedenle yalın bir model benimsenerek, mümkün olduğunca masraftan kaçınılır. Hukuki masraflar kolay vazgeçilebilir gözüktüğü için de, bilinçsizce atılan adımlar, adını duyurabilecek bir girişimin hayal kırıklığına dönüşmesine neden olabiliyor. Çoğunlukla yaşanan en büyük çelişki, girişim için bir şirket kurmanın gerekliliğidir. Şirketin hangi aşamada hangi şirket türünde bulunması gerektiği çiçeği burnunda girişimcilerin ecel terleri dökmesine sebep olmaktadır. Bu noktada Startup Hukuku önemli bir rol oynamaktadır. Şirket kurmalı mıyım sorusuna cevap olması dileklerimizle.

Burada ilk dikkat edilmesi gereken nokta, işlerin ters gitmesi ihtimaline karşı bir tüzel kişiliğinizin bulunmasının şart olduğudur. Anonim (50.000 TL ) veya limited (10.000 TL) şirketin kurulması belirli para alt limitleri gerektirdiği için, bu konuda acele etmek yersizdir. Pekâlâ, bir şahıs şirketiyle yolunuza başlayıp, sonrasında iş ciddiye binerse bir limited kurmanız mümkün. Limited şirketle de işler çok iyi giderse ve yatırım almanız, hisse senedi vermeniz gerekirse tür değiştirme yoluyla anonim şirkete dönüşmenizin önünde hiçbir engel yok.

“Ne fark eder ki?” noktasına verilebilecek en belirgin cevap “çok şey” olacaktır. Bir sermaye şirketi yani limited veya anonim şirket kurmanız halinde ortaklarınız şirket borçlarına karşı sorumlu olmayacaktır. Limited için ise yalnızca amme alacaklarından (vergi, resim vb.) sorumlulukları doğacaktır. Bu da, startupınız büyümeye başladığında yatırımcıların gönül rahatlığıyla size ortak olabilmesi sonucunu doğuracaktır.

Bir şirketle birleşmek istediğinizde, devralan ortak olma ihtimaliniz olacaktır. Aynı zamanda kolaylaştırılmış birleşmeden de faydalanabileceksiniz. En önemlisi ortaklarınızdan birisinin borcundan dolayı şirketinizin feshi talep edilemez hale gelecek. Tüm bunlara rağmen, her şeyin de güllük gülistanlık olmadığının altını çizmek istiyorum.

Sermaye şirketlerinde, şahıs şirketleri gibi sermaye olarak kişisel emeğinizi veya ticari itibarınızı koymanız mümkün olmayacaktır. Web sitesi oluşturma zorunluluğunuz bulunacaktır fakat günümüzde start-upların büyük kısmının online girişimler olduğunu varsayarsak, bunun çok da büyük bir engel teşkil edeceğini düşünmüyorum. Şirketinizden borç almaya çalıştığınızda karşınıza türlü engeller çıkacak. Şirketinizin faaliyet türüne göre bağımsız denetime tabii olabileceksiniz. Bir sermaye şirketi kurmanın da şahıs şirketine göre çok daha masraflı olduğunu söyleyebiliriz.

Bu yüzden startup aşamasındaki girişimcilere verebileceğim en yerinde tavsiye, acele etmemeleri olacaktır. Start-uplarını bir şahıs şirketi olarak kurduktan sonra, iş akışına ve durumun gerektirdiklerine bağlı olarak şirketlerini de duruma kolaylıkla adapte edebileceklerdir. Fakat her zaman bir tüzel kişiliğin arkasında olmakta fayda var. Startup Hukuku konusunda insanlara danışmaktan çekinmeyin.

Posted by Erdem Mümtaz Hacıpaşaoğlu

E. Mümtaz Hacıpaşaoğlu, Hukuk, İşletme ve Dış Ticaret eğitimleri aldı. Pekin&Pekin, Pelister Atayılmaz Enkür ve Hergüner Bilgen Özeke Avukatlık Ortaklığı'nda deneyim kazandı. Startup Hukuku'nun kurucu ortağı olması yanısıra, Startup Law Consultancy Inc.'te danışmanlık vermekte, Kolay Sözleşme adlı startupında legaltech geliştirmektedir.

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir