Startupların yatırım aşamasına geldiklerinde önlerine çıkan ilk sözleşmelerden biri kuşkusuz gizlilik sözleşmeleridir (Non-Disclosure Agreement-NDA). Gizlilik sözleşmeleri genelde birbirine benzeyen standart diye nitelendirebileceğimiz maddelerden oluşur. Bir sözleşmenin standart olarak kategorize edilmesinin en büyük risklerinden biri nasılsa hep aynı maddeler diye düşünülerek dikkatlice okunmadan imzalanmasıdır. Oysa ki sizin standart diye düşündüğünüz maddelerin arasına hiç de alışılagelmemiş olan hükümler sıkıştırılmış olabilir. Sözleşmeyi imzaladıktan sonra fark etseniz de artık çok geçmiş kalmış olabilirsiniz.

Gizlilik sözleşmesine saklanan tehlikelere geçmeden önce gizlilik sözleşmelerinin olmazsa olmazı maddelerine aşağıda kısaca değinelim.

  • Sözleşmenin olmazsa olmazı “Gizli Bilgi” tanımıdır. Bu tanım taraflar arasında sözlü, yazılı, elektronik veya başka yollarla açıklanan her türlü finansal, hukuki, ticari bilgiler, sözleşmeler, iş planları ve politikaları içine alacak şekilde çok kapsamlı bir tanım olur. Kapsamlı olması elbette torba kanunlar gibi içine her şeyin koyulabileceği anlamına gelmez. Tanım mutlaka okunmalı ve ilgili proje ile alakası olmayan, hatta anlaşılmayan ögeler tanımdan çıkarılmalıdır.
  • Her sözleşmede ayrıca gizli bilgi tanımına girmeyen istisnalar da yer alır. Bu istisnalar şunlardır:
  • a) İfşa edildiği sırada kamuoyu tarafından hâlihazırda bilinen bilgiler;
  • b) sözleşmenin şartlarının ihlali olmaksızın veya ilgili tarafça kusurlu bir eylemde bulunulmaksızın ilerideki bir tarihte kamuoyuna mal olan bilgiler;
  • c) Gizli bilgilerin bilgiyi alan ile paylaşılmasından önce bilgiyi alanda bulunduğu ve herhangi bir gizlilik taahhüdü altında olmaksızın edinildiği kanıtlanabilen bilgiler;
  • d) Yürürlükte olan kanun ya da düzenlemeler ya da verilmiş olan bir mahkeme kararı, idari emir gereğince açıklanması gereken bilgiler ve
  • e) gizlilik yükümlülüğü olmayan üçüncü bir kişiden herhangi bir kısıtlama olmaksızın edinilen bilgiler.
  • Gizli bilgiyi alan tarafın bu bilgileri en az kendi gizli bilgilerine gösterdiği özen ile koruma, saklama ve erişimi ancak izin verilen kişilerle sınırlama yükümlülüğü sözleşmedeki temel yükümlülüktür diyebiliriz.
  • Her sözleşmede olmasa da bazı gizlilik sözleşmesinde cezai şart hükmü de karşınıza çıkabilir. Gizlilik yükümlülüğünün ihlali halinde zararın ve zararın miktarının kanıtlanması oldukça güç olabileceği için bazı taraflar sözleşmeye bir cezai şart hükmü koymak isterler.

Buraya kadar gizlilik sözleşmelerinin alışılagelmiş maddelerini gördük. Şimdi de satır aralarında gözünüzden kaçabilecek olası “tehlikeli” maddelere gelelim. Bu maddeler, özellikle startuplar açısından, hangi konularla ilgili olabilir?

Münhasırlık – Gizlilik sözleşmenizin içine yerleştirilmiş bir münhasırlık maddesi ile belirli bir süre boyunca geliştirdiğiniz ürününüz veya hizmetinizi sadece sözleşmenin diğer tarafına satabileceğiniz düzenlenmiş olabilir. Her ne kadar böyle bir münhasırlık maddesi gizlilik sözleşmesinde bulmayı bekleyeceğiniz bir hüküm olmasa da buna benzer maddelerle karşılaşmak olasıdır. Siz gizlilik sözleşmesi imzaladığınızı zannederken bir anda kendinizi münhasırlık sözleşmesinin de tarafı olarak bulabilirsiniz.

Referans Yasağı – Gizlilik sözleşmesinin kapsamı iyice genişletilerek, sadece gizli bilgilerin değil, sözleşmenin diğer tarafına geliştirdiğiniz ürün veya hizmetinizi sattığınız bilgisinin de gizli bilgiler arasında sayılacağını düzenleyen maddeler de dikkat edilmesi gereken maddeler arasında yer alır. Özellikle büyük kurumsal müşterilerin iyi birer referans olarak sayılabileceği düşünüldüğünde bu müşterilerin gizli kalması startuplar için pek de tercih edilmeyen bir duruma sebep olabilir.

Bütçe sıkıntısı, kısıtlı zaman gibi sebeplerle startupların çoğu zaman gizlilik sözleşmesi gibi “basit” sözleşmeleri kendi kendilerine inceleyip imzalama yolunu seçtiklerini biliyoruz. Ancak yukarıda örneklendirmeye çalıştığım gibi sözleşmelere yerleştirilebilecek maddelerin sonu yoktur ve bu maddelerin sonuçlarını her zaman ön göremeyebilirsiniz. Bu durumda sözleşmelerin bir avukat gözüyle incelenmesi ileride daha büyük sıkıntıların olmasını engelleyecektir.

Bu içeriği paylaş:

Posted by Av. Deniz Eray

Deniz avukatlık kariyerine Türkiye’nin önde gelen hukuk bürolarından Pekin & Bayar Hukuk Bürosu’nda başladı. Pekin & Bayar’da sekiz yılı aşkın bir süre çalışan Deniz’in uzmanlık alanları sözleşmeler, birleşme ve devralmalar, halka arzlar, sermaye piyasaları ve kurumsal işlemlerdir.

Deniz, 2011 yılında Londra’da Linklaters, LLP’de borç ve sermaye piyasaları departmanında misafir avukat olarak çalıştı.

Mart 2015’de ERAY Hukuk’u kuran Deniz, hukuk derecesini Paris’te Pantheon-Sorbonne Paris 1 Üniversitesi’nden Uluslararası ve Ticaret Hukuku dalında almış, Londra’da Queen Mary, University of London’da da Banka ve Finans Hukuku dalında L.L.M derecesi almıştır

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir