rsz_120160829_105830

Startup Hukuku: Merhabalar, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğin için çok teşekkür ederiz. Onward inandığımız bir girişim, bu yüzden seriye senle başlamayı uygun gördük. Biraz bize kendinden bahsedebilir misin? Mert Can kimdir neler yapar?

Mert Can: İstanbul’da doğdum, İstanbul’da büyüdüm. Bütün hayatım İstanbul’da geçti, seyahatlerin dışında tabii. Liseyi Burak Bora Anadolu Lisesi’nde okudum. Küçük bir lise ama baya iyi bir okul olmaya başladı. Liseden sonra Boğaziçi Üniversitesi’ne girdim. Ona giriş hikayem de baya değişik. Çünkü ben Boğaziçi’ni çok istiyordum. Hatta bütün lise hayatım boyunca bunun propogandasını yapmıştım. Tüm tercihlerim baştan aşağı Boğaziçi’ydi. Üniversite seçimlerinde, okul kültürüne bakmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Mühendislik, İşletme, İktisat tarzı bir şey okuyacaksan özellikle okul kültürü çok daha önemli. Bunun tabii istisnaları var, Tıp gibi, Hukuk gibi teknik bir şey okuyacaksan buna dikkat etmek gerekir.

SH: Sen ne okuyorsun bu arada?

Mert Can: Ben Turizm İşletme okudum. Hazırlık da okudum, bir dönem okuyup sıkıldım, hazırlığı geçtim. Bir ay İKSV’de(İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nda) çalıştım. Orada çalıştığım ve biriktirdiğim parayla da 1 ay İnterrail’a gittim. Ama aslında benim ilk yurt dışına çıkışım lisede. Comenius adı verilen Erasmus’un lise versiyonu olan bir değişim programıyla bir projeyi yürütüyordum. İtalya’yı böyle gezme fırsatı bulmuştum.  İnterrail’a giderken de AEGEE diye bir organizasyon vardı, Avrupa Gençlik Forumu. Aynı zamanda AISEC’e de girmiştim. İlk interrail seyahatimi öyle denk getirdim ki, AEGEE’nin projeleri ve büyük etkinlikleri vardı. Bir tanesi de Agora denilen 15-20 ülkeden 1000’e yakın öğrencinin bir araya gelip AEGEE’nin geleceği ve Avrupa’nın kültürel değişimi üzerine bir etkinlikti. Öncesinde Türkiye-Almanya ilişkileriyle ilişkili bir etkinliği denk getirerek Almanya’ya gittim. Böyle 5 ülkeyi bir araya getiren bir seyahat programı oluşturdum. Sonra döndüm İstanbul’a yaz başında hiç param kalmamıştı ve tüm arkadaşlarım tatile gitmeye başladı. Ben de çalışmak üzere iş aramaya başladım. Swiss Otel’den Call Center’da çalışmak için görüşmeye çağrıldım fakat onlar uzun dönemli birisini arıyorlardı. Benim ise zamanım 3 aydı. Sonrasında beni Bell Boy olarak çağırdılar. 18 yaşındaki genç bir öğrenciye göre inanılmaz bir maaşım vardı ama çok zor ve sıkıcı bir işti. Ben de üç ay dayanabildim ve üçüncü ayın sonunda işten ayrıldım.

(Bu noktada Startup Hukuku olarak kepenkleri kapayarak Bell Boy ilanlarını araştırma isteğimizi bırakarak, röportajımıza geri döndük)

Mert Can: Sonrasında Disney’in uluslararası öğrenci yaz stajı programına denk geldim internette.İki farklı İngilizce mülakat sürecinin ardından bu staj programına kabul edildim. Birinci sınıfın yazında Florida’ya staja gittim. Hayatım için bir dönüm noktasıydı. Çok uluslararası bir programdı. 50 farklı ülkeden arkadaşım oldu. Orada tanıştığım iki İspanyol arkadaşımla, California’ya bir araba yolculuğu yaptık. Arabada yattık. Böylelikle üniversitede birinci sınfın sonunda Amerika’nın her yerini aşağı yukarı gezmiş oldum. Bunu anlatmamın da sebebi İspanyol arkadaşlarımdan birisinin halası Google İspanya’da çalışıyordu, biz de bu sadece Google’ın genel merkezini görme fırsatımız oldu. O zamanlar çok fazla girişimcilikle ilgim olmasa da ilerleyen zamanlarda bu seyahatim şu anda yaptığım işi yapabilmeme çok katkı sağladı. Yaz sonunda Türkiye’ye döndükten sonra Avrupa projelerine gitmeye başladım. Almanya, Azerbaycan, Hollanda, İngiltere’ye bu tarz fırsatlarla gittim. Diğer yaz stajımı da İspanya’da yaptım. İspanyolların çalışma yoğunluğunu düşünürsek orada da baya gezme fırsatım oldu denebilir.

SH: Girişimcilik Vakfı’yla yolun nasıl kesişti?

Mert Can: Döndükten sonra Girişimcilik Vakfı’na başvurdum. Hatta son günüydü. Videoyu çekmeye çok üşendim. Sonrasında pişman olabileceğim bir şey çıkar diye son 2 saatte yetiştirdim. İyi ki de yapmışım. Fellow programına kabul edildim. Vakfa girmeden önce girişimcilik hep aklımda olan bir şeydi, fakat girdikten sonra bu benim için “Aa girişimcilik diye bir şey var”dan çıktı, olayların içinde bulunmaya başladım. Vakıfla Tel Aviv’e gittik. Oradan dönüşte Harvard’da bir yaz okulu programına kaydolmayı düşünüyordum. 15 bin dolar tutuyordu her şeyiyle. Bu gerçekten çok pahalı. Konaklama için Harvard mezunlarına ulaşsam mı diye düşündüm. Sina Afra’ya mail attım, o da Harvard’da bir programa devam ediyor. O da beni Türkiye’de Harvard mezunlarını temsil eden bir kişiyle tanıştırdı. Buna rağmen konaklamayı sağlasam bile benim için oldukça maliyetli oluyordu. Sonra dedim ki ben oraya dersleri için mi gidiyorum. Aslında ben oraya insanlarla tanışmaya, network yapmaya, Harvard’ın ismini kullanmak için gidiyordum. Dersi sonuçta açarım internetten de izlerim. Bunun yerine o zaman Silikon Vadisi’ne gideyim.  Yanımda da arkadaşlarım olsun. İnsanlara bunu anlatmaya başladım. Hep birlikte gidelim, ev tutarız. Ama öyle olmadı. Ya arkadaşlarımın stajı vardı, pahalı geldi, o yaz Amerika niyetleri yoktu. Ben de dedim bunu bir program  haline getireyim. Tanımadığım insanlara da ulaşayım. O zamanki adı Valley Summer Camp’ti. Hala websitesi açık, duruyor. İlk tecrübelerle, programa katılan 7 kişiye ulaştım. Bir yandan tanıtmam ve programı oluşturmam gerekiyordu. Evet oraya daha önce gitmiştim ama bir aylık bir program oluşturmam gerekiyordu.

SH: Süresi hala bir ay mı?

Mert Can: İlk program bir aydı ve bir ay büyük bir hataydı.

SH: Benim de aklımda iki hafta diye kalmıştı.

Mert Can: O zamanki program şöyleydi. Biz aynı evde kalıyorduk. Sabahları kalkıp Sam Altman’ın hazırladığı Startup dersleri vardı, evde onları izliyorduk. 12 de evden çıkıp teknoloji şirketiyle, girişimle görüşüyorduk. Akşam da bir meetup ya da workshopa gidiyorduk. Bu program da Onward’un temelini oluşturmaya başlamıştı. Temel mantıkta şu vardı, bilgi öğrenmek istiyorsam internette sınırsız kaynak var. Oraya gitmeme gerek yok. Değer vadeden kısım, orada network yapmak, uygulayarak öğrenme modelli çalışmalara katılmak, şirketleri ziyaret etmek. Olayın ciddi bir deneyim kısmı var. Programın sonuna doğru ben gerçekten çok yorulmuştum. Bir ay katılımcılar için de çok uzun oldu. Twitter’a mı gideceğiz? Biz Google’a Facebook’a oraya buraya gittik olmaya başladı. Program sonunda katılımcılarla feedback session yaptım. Bu da bir gelenek haline geldi. Bir puanlama yapıldı.

SH: Kaç puan aldınız?

Mert Can:  10 üzerinden 8.5 civarıydı. En düşük puanlar yemeklere verildi. Çünkü yemekleri evde yapıyorduk. Herkes kötü yemek yaptığı için yemekler kötüydü. İyi feedbackler alınca bunu farklı şehirlere taşıyıp geliştirebileceğim bir model haline getirmeliyim dedim. Ama ismi değişmeliydi. Çünkü Valley Summer Camp, Silicon Valley’den geliyor.  Onward isminde karar kıldım. Üniversitede birinci sınıfta Onward isimli Starbucks’ın CEO’sunun İşletmeye Giriş derslerinde okutulan bir kitabı okumuştum.  Kitaplıkta görünce, ileri doğru anlamıyla da beni cezbetti.Yeni programı New York’ta yapmayı düşündüm. Katılımcı sayısı nispeten daha azdı. Ama çok güzel geçti, kar fırtınası oldu mahsur kaldık. New York programında sadece teknoloji değil tasarım gibi alanlarda çalışan şirketleri de gördük.

SH:  Gideceğin yerleri nasıl seçiyorsun peki?

Mert Can: Arkasında şöyle bir mantık var. Etkinliğin ikonik şehri olsun istiyorum. Girişimcilik, Silikon Vadisi. New York bir sürü farklı endüstrinin bir araya geldiği ve pek çok konuda lider olan, moda, ekonomi, tasarım, girişimciliğin bir araya geldiği bir yer. Nispeten daha yakın. İkinci program iki hafta New York oldu.  Bu zamana kadar tek başımaydım. Ekibe artık birilerini dahil etmem gerektiğine karar verdim. Vakıftan Elif Derya Mercan’la tanışıyorduk ama çok da tanımıyordum Derya’yı. Anlaştık ve Onward’a dahil oldu. O dahil olduktan sonra, yeni bir heyecan da dahil oldu. Önceden kararları tek başıma alıyordum artık ona danışarak alıyorum. Bakış açısı farklı olduğu için yeni fikirler yeni iş yapış şekilleri de dâhil oldu. Ama bütün enerjimizi Onward’a veremiyorduk. Okulun son dönemi, İngiltere’ye gitme ihtimalim, tatiller, tez yazma gibi yoğun bir dönemdi. Bizim için part-time çalışma imkanı bile olmadı Onward’da. Kah Derya çok yüklendi, kah ben yüklendim. İkimiz için de Onward’un ön planda olmadığı bir dönem olmasına rağmen çok çalıştık. Ben Amerika’ya gittim, Derya o esnada reklamcılığa ilişkin çok istediği bir stajı yapıyordu. Temmuz’da ikinci bir Silikon Vadisi programı düzenledik. Bu program 10 gün sürdü. Programdan sonra ekibe iki kişi daha dâhil oldu. Yine Girişimcilik Vakfı’ndan Didem Ertem ve yeni tanıştığım Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Cansu Tekdemir.

SH: Birebir aynı program mıydı?

Mert Can: 10 gün olduğu için daha sıkı bir programdı. Sabah yedide kalktığımız günde 5-6 yere gittiğimiz bir etkinlikti. Katılımcılar dedi ki biz mahvolduk. Böylece en azından iki haftaya  uzaması gerektiğini görmüş olduk. Daha fazla “structured” olmasına ilişkin bir feedback aldık. Başında, ortasında ve sonunda bütünlük sağlaması açısından kısa oryantaston eğitimleri olacak.

14233200_884857808285494_3709477714100685870_n

SH: Bir dahaki programlar ne zaman?

Mert Can: 21-31 Ocak’ta New York’ta bir program olacak, tatile denk getirmeye çalıştık. Başvuruları 15 Ekim – 15 Kasım tarihleri arasında arasında alacağız. İyi derece İngilizce, girişimcilere ilişkin temel bilgilere ve motivasyona sahip olmayı bekliyoruz. İnteraktif bir etkinlik olduğu için, Google’la masaya oturduğunda doğru soruları sorabiliyor olması gerekiyor.  Bir de reşit olmasını bekliyoruz. Genellikle ortalama yaş 23-24.

SH: Ücretlerimiz ne kadar olacak? (Startup Hukuku komisyonu hariç)

Mert Can: 3000 – 3500 dolar gibi öngörüyoruz.  Uçak biletleri hariç, konaklama, öğünlerin büyük kısmı, workshoplar, eğitimler, iç ulaşımlar dahil. Oraya gittiği andan itibaren birkaç yemek dışında hiçbir şeye para vermeyecek katılımcılar.

SH: Bu iş nereye gidecek peki, ne öngörüyorsun?

Mert Can: New York programıyla birlikte birkaç açılım yaptık. Birincisi liselere özel programlar sunmayı planlıyoruz. Bazı liselerle görüşmeye başladık. Liselerin programı tamamen ayrı olacak. Okulların ihtiyacına göre şekillenecek. Amerika’daki okul ziyaretleri, workshoplar, şirket ziyaretleri gibi Future of Business konsepti olacak. Yazın iki Silikon Vadisi programı olacak. Biri Haziran’da birisi de Ağustos, Eylül aylarında olacak. Bir yaz içerisinde iki program bizim için bir açılım. Moda ile ilgili bir program istiyoruz, hukuka ilişkin bir program niyetimiz var. Tasarım, mimarlık, reklamcılık gibi farklı temalar üzerinde çalışıyoruz. Bunlarla ilgili bize katkıda sağlayacak kişilere de açığız.

SH: Bunu teklif olarak kabul ediyoruz J  mert@onwardpage.com  ‘a işbirlikleri için ulaşabiliyorsunuz.

Mert Can: Londra’da finans üzerine olan programı Brexit ve son olaylar üzerine iptal etmek durumunda kaldık. Silikon Vadisi’nde bir kamp projemiz var. Farklı uluslararası girişimcilerin bir arada bulunarak birbirlerine feedback verdikleri bir kamp olacak. Biraz daha uzun soluklu olacak. Dil okullarıyla işbirliği içerisine gireceğiz. Dil okullarında geçirdikleri bir aydan sonra, bir haftalık girişimcilik programına katılabilecekler. Yakın gelecekte de biraz kurumsala kayacak projeler yapmak istiyoruz. Yabancı katılımcı sayımızı daha da arttırmak istiyoruz. Oradaki Türklerle işbirliği içerisine girmek istiyoruz. Halihazırda orada yerleşik kişilerin olması işleri kolaylaştıracaktır. Bunun için de bizimle iletişime geçebilirsiniz. İnsanlar temalarındaki en lider şehirleri interaktif bir şekilde gezebilsin istiyoruz. Daha etkin bir öğrenme deneyini sunmak Onward’un vizyonu ve ilerideki çalışmalarının geleceği.

SH: Hukuki kısımda neler yaptın? Hangi sorunları yaşadın, bunları nasıl çözdün veya çözebiliyor musun?

Mert Can: Hukuk kısmı her zaman bir zorluktu. Hukuk her zaman olayın bir parçası. Bu bir nice to have değil, bu bir zorunluluk. Oldukça da maliyetli bir şey. Başlangıçtaki bir girişimci için ücretsiz danışmanlık almak da bir hayli zor. Doğru kişiyi bulmak, doğru tavsiyeleri almak gerçekten zor. Hangi şirket tipi kurulmalı gibi konuları kendi kendine çözmek zorunda kalıyorsun. (StartupHukuku imdadınıza yetişiyor! Tıklayın) Mesela stopaj diye bir vergi var ve ben hala ne tam anlayamıyorum. Nereye ulaşacağını, kime soracağını bilmemek her girişimci için bir zorluk.  Onward özelinde ise yaptığımız işin doğası aslında bir eğitim, öğrenme ve danışmanlık var. İnsanların belki 5 ayda yaşayabileceği bir deneyimi sıkıştırarak bunun danışmanlığını yapıyoruz.  İşin tabii ki bir seyahat kısmı da var. Bu model eğitim mi danışmanlık mı, yeni bir model deniyoruz. Girişimciler de yeni bir şey denediği için zaten “outlier”lar. Ne yapmalıyız, doğru modeli bulmak çok zor oldu. Çözüm, seyahati Onward’un dışına atıp, biz bir danışmanlık şirketiyiz demekte oldu.  Seyahat tarafı için bir işbirliğine gidiyoruz. Buna geçmek bile çok uzun sürdü. Şimdi şimdi doğru sözleşmeyi yapalım aşamasına gelebildik. Sağolsun ben üniversitemde Hukuka Giriş ve Turizm Hukuku derslerimize giren hocamdan destek alıyorum. Herkesin böyle direkt ulaşacağı bir kişi olmayabilir. Hukuki tarafla ilgili en bariz sorunlar buydu.

SH: Kuracağın ilk günde bir Startup Avukatı’n olsaydı bu kişi nasıl bir olmalıydı? Nasıl yetkinliklere sahip olmalıydı?

Mert Can: Benim hayalimdeki sistem, içerik ve danışmanlık olarak başta genel  bilgiyi bana ücretsiz verebileceği bir platform olmalı. Hangi şirketi kurmalıyım gibi temel sorular burada olursa, ben onlar için danışmıyor olurum.

SH: Hiç endişe etmene gerek yok, sitemizde hepsi var J

Mert Can: Ondan sonraki aşama ise şu. Kısa kısa zaman ayırabilecek  ve benim bu bilgilerden elde ettiğim sonuçları kontrol edecek birisine ihtiyacım var. Bir startup’ın  her gün hukuki soruları olmuyor. Doğrudan bir finans girişimidir her adımı hukukidir, bunları dışarıda tutuyorum. Ortalama işler yapan bir girişimin sık hukuki danışmanlığına ihtiyacı yok. Çalışabilecek bir model, her girişimciye az az ve ucuz hizmet vermek olacaktır. Yılda 2-3 kere danışabileceğim, startuplara uygun bir sisteme ihtiyaç var. Düzenli olarak yatırabileceğimiz bir parayla ihtiyacımızı karşılayabiliriz.

SH: Bu alandaki tavsiyelerin için teşekkür ediyoruz. Yakın zamanda ihtiyaçları karşılayacak bir modelle girişimcilerin yanında olacağız. Peki girişimcilere ne gibi tavsiyelerin olacak kapatırken?

Mert Can: Bunu herkesin bilmesini çok istiyorum. Başarılı olmuş kişilerden alınan tavsiyeler çok doğru değil. Bunda çok ciddi bir düşünce hatası var. Başarısız olanlardan alınması gerekiyor. Çok yaygın bir örnek, Mart Zuckerberg hakkında 10 şey başlığına girdiğinizde her gün siyah t-shirt giydiği yazıyor. İnsanlarda o zaman şöyle bir algı oluşuyor. Ben de öyle giyinirsem ben de başarılı olurum. Ya da örneğin ben başarılı bir girişimciyim ve sabah meditasyon yapma rutinimi tavsiye ediyorum. İnsanlar bunu başarı tavsiyesi olarak alıyor ama büyük resme baktığınızda meditasyon yapan diğer 99 kişi başarısız. O yüzden bu ayırt edici bir başarı faktörü değil. Benim o yüzden en büyük tavsiyem, bu “Mark Zuckerberg’ten 10 Tavsiye”, “Elon Musk’ın sabah yaptığı 10 Şey” gibi fun fact şeyleri göz ardı etmeleri. Benim verebileceğim bir tavsiye olursa, şans hayatta önemli faktör. Bu yüzden başarı tavsiyesi vermek çok saçma. Fakat şansını arttıracak pek çok şey yapabilirsin. Kim yanında olacak, geçmiş deneyimlerinin ne gibi faydası olacak. Ben mesela Disney’e gittiğimde böyle bir şeye vesile olabileceğini asla bilemezdim. Ama şansınızı arttıracak şeyler için çalışın. Sonunun nereye gideceğini bilmeden çok şeyi kovalamak gerekiyor. Bir tavsiyem de kendi şansınızı kendiniz yaratın. Bunu bekleme. Google’da staj mı yapmak istiyorsun, araştır, Linkedin’den ekle, buluşma ayarlamaya kendini tanıtmaya çalış. Bu bir yandan numbers game denen, 100 kişiye mesaj atarsan, belki 10u sana dönecek ve birisi işi ayarlamana yardımcı olacak kişi olacak. Bunu yapmak mümkün. Ben şansı arttırmak için yeni deneyimlere açık olmayı, yeni insanları tanımayı, yeni bir şeyler yapmayı tavsiye ediyorum.

rsz_20160829_105937

Mert’e bu keyifli sohbet için teşekkür ediyoruz. Mümkün olduğunca doğal akışına müdahale etmeden, Mert’i ve Onward’u daha yakından tanımayı hedefledik. Siz de röportaj yapmamızı istediğiniz girişimcileri mumtaz@startuphukuku.com adresine yazabilirsiniz.

 

Bu içeriği paylaş:

Posted by Erdem Mümtaz Hacıpaşaoğlu

E. Mümtaz Hacıpaşaoğlu, Hukuk, İşletme ve Dış Ticaret eğitimleri aldı. Pekin&Pekin, Pelister Atayılmaz Enkür ve Hergüner Bilgen Özeke Avukatlık Ortaklığı'nda deneyim kazandı. Startup Hukuku'nun kurucu ortağı olması yanısıra, Startup Law Consultancy Inc.'te danışmanlık vermekte, Kolay Sözleşme adlı startupında legaltech geliştirmektedir.

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir