Akıllı sözleşmeler, Nick Szabo tarafından, kimi kaynaklara göre 1994 kimi kaynaklara göre ise 1996 yılında ortaya atılmıştır. Hem hukuk hem de programlama altyapısı olan Szabo “sözleşme” terimini “ajanlar/temsilciler arası bir dizi anlaşmalar veya vaatler” olarak tanımlamaktadır. Akıllı sözleşmeleri ise, tarafların arasında diğer vaatlerin yerine getirilmesinde uygulanan protokolleri kapsayan bir dizi vaat olarak açıklamakta ve bu protokollerin uygulanmasının bir bilgisayar ağı içerisindeki programlarla veya başka tip dijital elektronik yöntemlerle gerçekleşmesinden bahsetmektedir.

Kısaca,

  1. Taraflar arasında yer alan vaatlerin yerine getirilmesinde bir protokolün yer alması
  2. Bu protokolün bir program veya başkaca bir dijital yöntem ile uygulanması gerekmektedir.                                                                      Bu nedenle bu sözleşmeler, kağıt üzerine dökülmüş sözleşmelerden akıllıdırlar, ancak bu akıl yapay zekadan gelmemektedir.

Szabo bu yenilikle uluslararası yapılan ticaretin önündeki hukuki engellerin kaldırılmasını hedeflemiştir. Bu yol ile, taraflardan başka herhangi üçüncü bir tarafın gerekli olmadıkça sözleşme üzerinde söz sahibi olmasının engellenmesi, tarafların karşılıklı olarak borçlarını ifalarını takip edebilmesinin önünün açılması ve bir hakemin sözleşmede edimin ifa edildiğini ya da sözleşmeye aykırı davranıldığını tespit edilmesinin kolaylaştırılması hedeflenmiştir. Yine, akıllı sözleşmeler ile tarafların ve sözleşmenin farklı ve birbiri ile çelişen hukuk düzenlerine olan ihtiyaçlarının azaltılması öngörülmüştür.

Burada hatırlanması gereken nokta, 1994 veya 96 yılında blokzincir teknolojisinin henüz olmamasıdır. Ancak Szabo’nun yayınlandığı makalesinde kişileri “güven ağı” (web of trust) hakkında düşünmeye itmesi, yaptığı diğer sorgulamalar ve projeleri birlikte ele alındığında blokzincir teknolojisinin felsefesi ile paralellik gösterdiği görülmektedir. Bu nedenle Satoshi Nakamoto’nun (Bitcoin’in kurucusu) kimliği hakkında ortay atılan komplo teorilerinde Szabo’nun da ismi geçmektedir.

Günümüzde akıllı sözleşmeler blokzincir teknolojisi ile uygulanmaktadır.  Akıllı sözleşmelerin bu yazının yazma anındaki program dili Solidity olup, Solidity program dilinde “sözleşme” terimi Ethereum blokzinciri üzerinde özel bir adreste yer alan data ve kod koleksiyonu anlamına gelmektedir. Akıllı sözleşmeler ise “Blokzincir üzerinde çalışan ve akıllı sözleşme taraflarının birbirleriyle etkileşmek üzere, üzerinde anlaştıkları kuralları kapsayan bir bilgisayar kodu”dur. Bu önceden belirlenen kuralların yerine getirilmesi ile yapılan anlaşma otomatik olarak yürütülmekte, hayata geçirilmektedir. Bu nedenle akıllı sözleşme kodu sözleşmenin icrasını kolaylaştırır, teyit eder ve yürütür.

Kısaca akıllı sözleşmeler: “Eğer ……………, ise………….” formülü ile yürümektedir.

Akıllı sözleşmeler parayı veya bir bilgiyi bir yerden bir yere anlaşma şartlarına göre transfer edip, sözleşmenin icrasını garanti eder. Aynı girdilerle her zaman aynı şekilde sonuç verir ve birden çok kez sözleşme icra edilebilir. Bu nedenle akıllı sözleşmeler “deterministik” bir özelliğe sahip olup tarafların arasında sözleşmenin icrasına dair olan güven ihtiyacını aza indirgemektedir.

 

Kaynaklar:

  1. Nick Szabo, ‘Smart Contracts: Building Blocks For Digital Markets’ http://www.fon.hum.uva.nl/rob/Courses/InformationInSpeech/CDROM/Literature/LOTwinterschool2006/szab o.best.vwh.net/smart_contracts_2.html
  2. ‘Introduction To Smart Contracts — Solidity 0.4.24 Documentation’ http://solidity.readthedocs.io/en/v0.4.24/introduction-to-smart-contracts.html#index-6
  3. ‘Smart Contracts’ https://blockchainhub.net/smart-contracts/

 

Posted by Av. Esen Esener

2014 yılında İ.D. Bilkent Üniversitesi’nden mezun olmasından itibaren farklı olmayı ve fark yaratmayı kendine amaç edinen Esen Esener üç dil bilen, çok okuyan, okuma merakı sayesinde girişimciliğe ve teknoloji hukukuna yönelen, bu alanlarla da ciddi düşünen Ankaralı genç bir avukattır.

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir