Finansal teknoloji, günümüzde ekonomistler ve mühendisler dışında hukukçuların da yakından takibe aldığı bir alan haline geldi. Kripto paraların yükselişi ve özellikle devletler tarafından ödeme aracı olarak kabul edilmesi, girişimcileri gerekli hamleleri ivedilikle yapmaya zorlamaktadır. Örneğin, 2017 Ağustos’da İsviçreli Falcon Private Bank’ın müşterilerine Bitcoin, Ethereum gibi kripto paralarla digital varlık hesapları sunması, artık yatırımın dolar, euro gibi devlet kurlarının dışına çıktığının işaretidir. Kripto paraların gördüğü bu ilgi ve destek her geçen gün finansal teknolojiye olan ilginin arttığı ve Devletlerin pek çoğunun Bitcoin ve benzerlerini bir ödeme aracı olarak kabul ettiği ancak bunların para mı yoksa varlık mı olduğu meselesi henüz netlik kazanmazken, Bitcoin ve benzeri kripto paralarla yakından ilgili ancak bambaşka bir süreç olan akıllı sözleşme kavramı dikkatleri çekmektedir. Bugün Bitcoin için yapılan açıklamalar ve benzetmeler ne kadar karmaşıksa, akıllı sözleşme kavramı da benzer bir karmaşayı içerisinde barındırmaktadır. Bilgisayar bilimcisi ve aynı zamanda hukuk profesörü Nick Szabo’nun 20 yıl önce ortaya attığı ve o günden bugüne gelişim kazanan akıllı sözleşme kavramı, henüz Bitcoin kadar aktif olarak vücut bulmuş olmasa da yakın gelecekte hepimizin hayatını derinden etkileyecek bir mekanizmanın habercisidir.

Akıllı sözleşmeler bilinen geleneksel sözleşmelerden farklıdır ve bir akıllı sözleşme kendi başına klasik anlamda bir sözleşme değildir. Ancak sözleşme hukukuna uygun nitelikleri bünyesinde barındıran akıllı sözleşmelerin hukuken klasik anlamda bir sözleşme ilişkisi olarak kabul edilmesi muhtemeldir. Bilinen klasik sözleşmelerin ihtiva ettiği onlarca ya da yüzlerce sözleşmenin aksine, akıllı sözleşmeler kaynak kodlardan meydana gelir, göreceli olarak daha sadeleştirilmiş bir ilişkidir. Sözleşmesel ilişkideki her basamak bir bilgisayar programının kontrolünde gerçekleşmekte ve sözleşmenin ifası da süreç tarafından otomatik yerine getirilmektedir. Tarafların irade beyanları da yazılımın bir parçasıdır.

Klasik sözleşme ile akıllı sözleşme kavramları konularını oluşturan şey ya da eşyanın niteliğinde de ayrılmaktadır. Akıllı sözleşmenin konusu çoğunlukla akıllı varlıklar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu varlıklar dijital araçlarla örneğin blockchain üzerinden kripto paralar kullanılarak satılır ya da ödünç verilir. Akıllı varlıklar olarak nitelendirilen bu varlıkların mülkiyet hakkının kullanımı yine dijital araçlarla söz konusudur.

Akıllı varlıkları konu alan sözleşmeler dışında da akıllı sözleşmelerin gelecekte nasıl hayatımıza gireceğine ilişkin fiktif örnekler şimdiden verilmektedir. Örneğin bir akıllı sözleşme tapu ve bankaya gerekli talimatları göndermeye programlanmış bir yazılım olarak karşımıza çıkar. Bir gayrimenkul satış ilişkisinde, alıcı ve satıcının banka hesaplarında gerekli denkleştirmeyi yapan yazılım, bu denkleştirmenin ardından tapu siciline alıcı üzerine yapılacak tescilin emrini gönderebilecektir. Tüm bu işlemler tarafların süreci dijital imzaları ile harekete geçirmeleri ile başlayıp süreç sonuna kadar müdahaleleri olmaksızın devam edeceği öngörülmektedir.

Bugün henüz akıllı sözleşmelerin tamamen etkin olmadığı, ancak akıllı sözleşme kavramının tanınırlığının arttığı günlerde yaşıyoruz. Sözleşme öncesi görüşmelerin yapılması, sözleşmenin kurulması, ifası ya da muhtemel uyuşmazlıkların çözümü ve hukuki ilişkiye uygulanacak hukukun tespiti gibi sözleşmesel ilişkinin bütününden sorumlu bir bilgisayar programının son derece gelişmiş bir yapay zeka kabiliyetinde olması gerektiği aşikar. Ancak yakın zamanda geliştirilerek karşımıza çıkacak bu mekanizmayla ilgili olarak sözleşme hukukundaki esnek ilkelerden akıllı sözleşmeler alanında uzaklaşılacağına kesin gözüyle bakılıyor. Sözleşmenin ifası söz konusu süreç içerisinde kodlanmış olacağından, tarafların klasik sözleşmelerde sahip olduğu kısmi ifa imkanı, sözleşmenin ihlal edilmesi ve ihlal eden tarafça tazminat ödenmesi gibi durumlar tarafların iradelerinde olmayacak. Ne var ki, herhangi bir kimse akıllı sözleşme kodunun içerisinde bir ihlali gerçekleştirmediği sürece, akıllı bir sözleşmenin ihlal edilemeyeceği öngörülmektedir. Akıllı sözleşmelerin hukuk alanında düzenlenmesi için model kurallar ya da prensipler kabul edilebileceğine işaret ediliyor. Ancak henüz bu prensiplerin oluşturulması için akıllı sözleşmelerin aktif uygulamalarının nasıl olacağının tespit edilmesi kaçınılmaz.

Bu içeriği paylaş:

Posted by Belkıs Vural Çelenk

Araştırmacı-Hukukçu, 2011 Bilkent'den Hukuk Lisans derecesi, 2012 LMU Münih'ten Avrupa Birliği ve Uluslararası Ekonomi Hukuku Yüksek Lisans derecesi almıştır.

One Comment

  1. Belkis Hanim, yazinizi cok faydali buldum ve cok begendim. Yazilarinizin devamini sabirsizlikla bekliyorum. Cok tesekkurler bu faydali blog daki yazilariniz icin.

    Cevapla

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir